Sayfa: 1/2

Sûrelerin
İniş Sebepleri Hakkında
1-el-FÂTİHA
Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'ın
ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "Fâtiha"
denilmiştir. Diğer adları şunlardır: Ana kitap manasına "Ümmü'l-Kitâp"
dinin asıllarını ihtiva eden manasına "el-Esâs", ana hatlarıyla
İslâm'ı anlattığı için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî",
birçok esrarı taşıdığı için "el-Kenz". Peygamberimiz "Fâtiha'yı
okumayanın namazı olmaz" buyurmuştur. Onun için, Fâtiha, namazların
her rekâtında okunur. Manası itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttır.
Kulluğun yalnız Allah'a yapılacağı, desteğin yalnızca Allah'tan geldiği,
doğru yola varmanın da doğru yoldan sapmanın da Allah'ın iradesine dayandığı,
çünkü hayrı da şerri de yaratanın Allah olduğu hususları bu sûrede
ifadesini bulmuştur. Kur'an, insanlığa doğru yolu göstermek için indirilmiştir.
Kur'an'ın ihtiva ettiği esaslar ana hatları ile Fâtiha'da vardır. Zira Fâtiha'da,
övgüye, ta'zime ve ibadete lâyık bir tek Allah'ın varlığı, O'nun
hakimiyeti, O'ndan başka dayanılacak bir güç bulunmadığı anlatılır ve
doğru yola gitme, iyi insan olma dileğinde bulunulur.
2-el-BAKARA
Medine'de inmiştir. 286 (ikiyüzseksenaltı) âyettir. Kur'an'ın en uzun sûresidir.
Adını, 67-71. âyetlerde yahudilere kesmeleri emredilen sığırdan alır.
Yalnız 281. âyeti Veda Haccında Mekke'de inmiştir. İnanca, ahlâka ve hayat
nizamına dair hükümlerin önemli bir kısmı bu sûrede yer almıştır.
3-ÂL-İ İMRÂN
Medine'de nâzil olmuştur. 200 (İki yüz) âyettir. 34-37. âyetlerde Hz.
Meryem'in babasının mensup olduğu İmrân ailesinden söz edildiği için sûre
bu adı almıştır.
4-en-NİSÂ
Hicretten sonra Medine'de nâzil olmuştur, 176 (yüzyetmişaltı) âyettir.
"Nisâ" kadınlar demektir. Bu sûrede daha çok kadından, cemiyet içinde
kadınların hukukî ve içtimaî yer ve değerlerinden bahsedildiği için adına
"Nisâ" denmiştir.
5-el-MÂİDE
Üçüncü âyetin dışında sûrenin bütünü Medine'de, hicrî altıncı
yılda nâzil olmuştur. 120 (yüzyirmi) âyettir. Buhârî ve Müslim'de, Hz.
Ömer'den rivayet edildiğine göre "Bugün size dininizi ikmal
ettim..." ifadesinin yer aldığı âyet Mekke'de, vedâ haccında, cuma günü,
Arafe akşamı nâzil olmuştur. "Mâide" sofra demektir. 112 ve 114.
âyetlerde, Hz. İsa zamanında, gökten indirilmesi istenen bir sofradan
bahsedildiği için sûreye bu isim verilmiştir. Bundan önceki sûrede dinî zümreler
içinden münafıklar ağırlıkla söz konusu edilmişti. Bu sûrede ise yine münafıklardan
bahsedilmekle beraber ağırlık ehl-i kitapta ve özellikle hristiyanlardadır.
Bunun dışında sûrede hac farizası, abdest, gusül, teyemmüm ile ilgili bazı
bilgiler, içki ve kumar yasağı, ahitlere ve söze bağlılık, içtimaî ve
ahlâkî münasebetler, haram ve helâl yiyecekler gibi bilgi ve hükümlere
temas edilmiºtir.
6-el-EN'ÂM
En'âm sûresi, 165 (yüzaltmışbeş) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152,
153. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. Sûrenin bazı âyetlerinde
Arapların, kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakım gelenekleri kınandığı
için sûreye En'âm sûresi denmiştir. En'âm; koyun, keçi, deve, sığır ve
manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.
7-el-A'RÂF
A'râf sûresi Mekke'de inmiş olup, 206 (ikiyüzaltı) âyettir. 46. ve 48.
âyetlerde A'râf'ta yani cennet ve cehennem ehli arasındaki yüksek bir yerde
bulunan insanlardan söz edildiği için sûreye bu ad verilmiştir.
8-el-ENFÂL
Enfâl sûresi, 75 (yetmişbeş) âyettir. 30 ilâ 36. âyetler Mekke'de, diğerleri
Medine'de inmiştir. Enfâl, ziyade manasına gelen "nefl" kelimesinin
çoğuludur. İslâm dinini savunmak için yapılan savaşlarda elde edilen
sevaba ek olarak alınan ganimet malına da "nefl" denilmiştir. Sûrenin
birinci âyetinde savaştan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resûlüne ait
olduğu ifade edildiği için sûreye bu ad verilmiştir.
9-et-TEVBE
Tevbe sûresi, 129 (yüzyirmidokuz) âyettir. 128 ve 129. âyetler Mekke'de,
diğerleri Medine'de inmiştir. 104. âyet tevbe ile ilgili olduğu için sûreye
bu isim verilmiştir. Sûrenin bundan başka birçok ismi olup en meşhuru Berâe'dir.
Bu sûrenin Enfâl sûresi'nin devamı veya başlı başına bir sûre olup
olmadığı hakkında ihtilâf olduğu için başında Besmele yazılmamıştır.
Hicretin dokuzuncu yılında Hz. Ebu Bekir, hac emîri olarak tayin edilmiş ve
müslümanlar hacca gönderilmişti. Bu sûre inince Resûlullah (s. a.) Allah'ın
emirlerini hacdaki insanlara tebliğ etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirdi. Hz.
Ali hac kafilesine ulaştığında Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mı geldin,
yoksa memur olarak mı?" diye sordu; Hz. Ali, sadece sûreyi Mekke'de hacılara
tebliğ ile me'mûr olduğunu bildirdi. Hz. Ali bayramın birinci günü Akabe
Cemresi yanında ayağa kalkarak kendisinin Peygamber tarafından gönderilmiş
bir elçi olduğunu bildirdi ve bir hutbe okudu, sonra da bu sûrenin başından
30 veya 40 âyet okuyarak dedi ki: "Dört şeyi tebliğe memurum: 1. Bu yıldan
sonra Kâbe'ye hiçbir müşrik yaklaşmayacak, 2. Hiç kimse çıplak olarak Kâbe'yi
ziyâret etmeyecek, 3. Müminden başkası cennete girmeyecek, 4. Müşrik
kabileler tarafından bozulmamış antlaşmalar, antlaşma süresinin sonuna
kadar yürürlükte kalacak."
10-YÛNUS
Yunus sûresi, 109 (yüzdokuz) âyet olup 40, 94, 95 ve 96. âyetler
Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. 98. âyette Hz. Yunus'un kavminden
bahsedildiği için sûreye bu ad verilmiştir. Mekke halkı, kendi içlerinden
bir adamın peygamber olabileceğine inanamıyorlar ve: "Allah, Ebû Tâlib'in
yetimi Muhammed'den başka bir peygamber bulamadı mı?" diyorlardı. Hiç
olmazsa hatırı sayılır, zengin ve makam sahibi birisinin peygamber olmasını
daha uygun görüyorlardı. İşte bunun üzerine bu sûre inmiştir.
11-HÛD
Hûd sûresi, 123 (yüzyirmiüç) âyet olup 12, 17 ve 114. âyetler
Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. 50 - 60. âyetlerde Arabistan halkına
gönderilmiş peygamberlerden biri olan Hûd (a. s.)'ın hayatından bahsedildiği
için sûreye bu isim verilmiştir. Yunus sûresinden sonra inmiş olup onun
devamı niteliğindedir. İtikada ait esasları, Kur'an'ın mucize oluşunu,
ahiretle ilgili meseleleri, sevap ve cezayı ve Hz. Hûd'dan başka Nuh, Salih,
İbrahim, Lût, Şuayb ve Musa (a. s.) gibi peygamberlerin kıssalarını ihtiva
etmektedir.
12-YÛSUF
Yusuf suresi, 111 (yüzonbir) âyet olup 1,2 ve 3. âyetler Medine'de, diğerleri
Mekke'de inmiştir. Sûrenin başından sonuna kadar Yusuf Peygamber'den
bahsedildiği için bu adı almıştır.
13-er-RA'D
Ra'd Sûresi, 43 (kırküç) âyet olup Mekke'de mi, Medine'de mi indiği
hakkında ihtilaf vardır. Sûrenin muhtevası göz önüne alınırsa Mekke'de
indiğini söyleyenlerin görüşü biraz daha ağırlık kazanır. Sûrenin onüçüncü
âyetinde gök gürültüsü manasına gelen "er-Ra'd" kelimesi
zikredildiği için sûreye bu ad verilmiştir.
14-İBRÂHİM
İbrahim sûresi, 52 (elliiki) âyet olup 28 ve 29. âyetler Medine'de, diğerleri
Mekke'de inmiştir. 35-41. âyetler Hz. İbrahim'in duasını ihtiva ettiği için
sûreye bu ad verilmiştir.
15-el-HİCR
Hicr sûresi, 99 (doksandokuz) âyet olup 87'si Medine'de, diğerleri
Mekke'de inmiştir. Hicr, bir yer adıdır. 80-84. âyetlerde Hicr'den
bahsedildiği için sûreye bu ad verilmiştir.
16-en-NAHL
Nahl sûresi 128 (yüzyirmisekiz) âyet olup, son üç âyeti Medine'de, diğerleri
Mekke'de inmiştir. 68. âyette bal arısından söz edildiği için sûreye bu
ad verilmiştir.
17-el-İSRÂ
Mekke'de nâzil olmuştur. Ancak 26, 32, 33 ve 57. âyetlerle 73 ilâ 80. âyetlerin
Medine'de indiği rivayet edilmektedir. 111 (yüzonbir) âyettir. "İsrâ"
kelimesi, geceleyin yürümek manasına gelir. Hz. Peygamber'in Mi'rac
mucizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kısmı bu sûrede anlatıldığından,
sûre "İsrâ" adını almıştır.
18-el-KEHF
Kehf sûresi 110 (yüzon) âyettir. Mekke'de nâzil olmuştur. Ancak, 28. âyetin
Medine'de nâzil olduğu rivayeti de vardır. Sûre bu adı, içinde söz konusu
edilen ve "mağara arkadaşları" demek olan "Ashâb-ı
Kehf"den almıştır.
19-MERYEM
Meryem sûresi, 98 (doksansekiz) âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Bazı
tefsircilere göre 58. âyet, bazılarına göre de 71. âyet Medine'de nâzil
olmuştur. Bu sûre, diğer bahisler yanında, özellikle Hz. Meryem'den ve onun
Hz. İsa'yı dünyaya getirmesinden bahsetmesi sebebiyle "Meryem sûresi"
adını almıştır.
20-TÂ-HÂ
135 (yüzotuzbeş) âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Sûre, ismini, başındaki
Tâ-Hâ harflerinden almıştır. Hz. Ömer'in bu sûre vesilesiyle müslüman
oluşu, İslâm tarihinin önemli bir hatıra sayfasıdır. Olay, kısaca şöyledir:
İslâm'ın yaman bir düşmanı olan Hattâb oğlu Ömer, Resûlullah'ı öldürme
vazifesini üstlenmiş ve bu iş için yola çıkmıştı. Ancak, yolda kız
kardeşi Fatıma ile eniştesi Saîd'in müslüman olduğunu öğrenince, önce
onların işini bitirmeye karar verdi. Tâ-Hâ sûresini okumakta olan karı-koca,
Ömer'in geldiğini görünce Kur'an sayfalarını sakladılarsa da, Ömer onları
duymuştu. Okuduklarını görmek istediğini söyledi. İnkâr etmeleri üzerine
Saîd'e saldırdı. Kendisine mâni olmak isteyen Fatıma'yı tokatladı. Yüzlerinden
kanlar akan Fatıma, cesarete gelerek müslüman olduklarını açıkça söyledi.
Kardeşinin haline acıyan Ömer, bu sefer yumuşak bir sesle okuduklarını
tekrar istedi. Tâ-Hâ sûresinin yazılı bulunduğu sayfaları okuyunca,
Kur'an'ın mucizeli tesirinden nasibini alarak Resûlullah'ın huzuruna gitti ve
müslüman oldu.
21-el-ENBİYÂ
Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke'de nâzil olmuştur. Başka
konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden
bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.
22-el-HACC
Sûre 78 (yetmişsekiz) âyettir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre 19. âyetten
itibaren 6 âyet Medine'de, diğerleri Mekke'de nâzil olmuştur. Bu sûrede,
hac farizasının daha önce Hz. İbrahim tarafından başlatıldığından ve
Hz. Muhammed (s. a.) tarafından da devam ettirildiğinden bahsedildiği için sûreye
"Hac sûresi" denilmiştir.
23-el-MÜ'MİNÛN
118 (yüzonsekiz) âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Özellikle ilk âyetlerinde
kurtuluşa eren müminlerin ibadetlerinden, ahlâki yaşayışlarından ve nâil
olacakları uhrevî nimetlerden bahsedildiği için sûre "el-Mü'minûn"
adını almıştır. Nitekim Abdullah b. Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste
Hz. Peygamber (s. a.), bu âyetlerin inzâlini müteakip, "Bana on âyet
indi ki, durumu bunlara uyan cennete gidecektir" buyurdu ve bu sûrenin ilk
on âyetini okudu.
24-en-NÛR
64 (altmışdört) âyetten ibaret olan sûrenin tamamı Medine'de nâzil
olmuştur. "Nûr âyeti" diye bilinen 35. âyette Allah'ın, gökleri
ve yeri aydınlatan nûrundan bahsedildiği için "Nûr sûresi" adını
almıştır.
25-el-FURKAN
Bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur, sadece üç âyetinin (68, 69, 70)
Medine'de nâzil olduğu hakkında bir rivayet vardır. 77 (yetmişyedi) âyettir.
Sûre, adını ilk âyetinde geçen "el-furkan" kelimesinden alır.
"Furkan", hakkı bâtıldan ayırdeden demektir ve Kur'an-ı Kerim'in
isimlerindendir.
26-eş-ŞUARÂ
Mekke'de nâzil olan bu sûre, 227 (ikiyüzyirmiyedi) âyettir. 224, 225,
226, 227. âyetleri (dört âyet), Medine'de nâzil olmuştur. "Şuarâ",
şairler demektir; 224. âyetinde şairlerden sözedildiği için, sûre bu ismi
almıştır. Muhaliflerin Kur'an'a karşı ileri sürdükleri iddialarından
biri de, onun bir şair tarafından meydana getirilmiş olduğu idi. İşte
Kur'an, Hz. Peygamber'in irşadı ile daha önceki peygamberlerin irşadlarının
özde birleştiğini ve Kur'an'ın bir şair eseri olmadığını isbat ederek,
bu iddiayı çürütmekte ve reddetmektedir.
27-en-NEML
Bu sûre, Mekke'de nâzil olmuştur. 93 (doksanüç) âyettir.
"Neml" karınca demektir. 18. âyetinde, Süleyman aleyhisselâmın
ordusuna yol veren karıncalardan söz edildiği için sûre bu ismi almıştır.
28-el-KASAS
Bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur. 85. âyetinin hicret esnasında Mekke
ile Medine arasında, 52 ilâ 55. âyetlerinin ise Medine'de nâzil olduğu
rivayet edilmiştir. 88 (seksensekiz) âyettir. "Kasas", olaylar, hikâyeler
demektir. İsmini 25. âyetinden almıştır. Sûrenin başlıca konularını,
Hz. Musa'nın çocukluğundan itibaren hayatı, mücadeleleri; tevhid ehlinnin
zaferi ve dünya servetine güvenilmemesi teºkil etmektedir.
29-el-ANKEBÛT
Mekke'de nâzil olan bu sûre 69 (altmışdokuz) âyettir. "Ankebût",
örümcek demektir. 41. âyetinde kâfirlerin işleri örümcek ağına
benzetildiği için sûre bu ismi almıştır.
30-er-RÛM
17. âyeti hariç, sûrenin tamamı Mekke'de nâzil olmuştur. 60 (altmış)
âyettir. İranlılarla yapılan savaşta yenilmiş olan Rumların (Bizanslıların)
tekrar galip gelecekleri anlatıldığından, sûreye bu isim verilmiştir.
31-LOKMAN
Mekke'de nâzil olmuºtur. 27, 28 ve 29. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu
da rivayet edilmiştir. 34 (otuzdört) âyettir. Hz. Lokman'ın kıssasını
anlattığı için bu adı almıştır.
32-es-SECDE
Adını 15. âyette geçen kelimeden alan bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur.
18, 19 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu da rivayet edilmiºtir. 30
(otuz) âyettir.
33-el-AHZÂB
Medine'de nâzil olmuştur. 73 (yetmişüç) âyettir. "Ahzâb",
"hizb"in çoğuludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara
gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte
birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karşı savaşmak üzere birleşen
Arap kabilelerinden bahsedildiği için, bu isim verilmiştir. (Rivayete göre,
bir takım ileri gelen müşrikler "Uhud" savaşından sonra Medine'ye
gelmişler, münafıkların lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuşlardı.
Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüşmek üzere emân vermişti. Bu görüşme
esnasında Resûlullah'a: Sen bizim taptıklarımızı diline dolamaktan vazgeç,
"onlar menfaat sağlayabilir, şefâat edebilir" de, biz de seni
Rabbinle başbaşa bırakalım, dediler. Orada bulunan müslümanların canları
sıkıldı, onları öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmiş olan emânın
bozulması konusunda Allah'tan korkmalarını ve kâfirler ile münafıkların sözlerine
boyun eğmemelerini, Resûlullah'ın şahsında müminlerden isteyen 1. âyet nâzil
oldu.
34-SEBE'
Mekke'de nâzil olmuştur. 54 (ellidört) âyettir. Yalnız 6. âyeti
Medine'de inmiştir. Sûre adını, Yemen'de bir bölge veya kabile ismi olan
Sebe' kelimesinin geçtiği 15. âyetten alır.
35-FÂTIR
Mekke'de nâzil olmuştur, 45 (kırkbeş) âyettir.
36-YÂSÎN
Sûre, ismini iki harften ibaret olan ilk âyetten almıştır. Mekke'de
inmiştir. 83 (seksenüç) âyettir. Sûreye isim olarak verilen "yâsîn"in,
genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bununla
kasdedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsîn sûresi Kur'an'ın kalbi kabul edilmiş
ve müslümanlar arasında ayrı bir önem kazanmıştır. Fazileti hakkında
hadisler vardır.
37-es-SÂFFÂT
Adını, saf tutmuş meleklere işaret eden ilk âyetten alan ve kâinattaki
güçlerden söz eden bu sûre, Mekke'de inmiştir. 182 (yüzsekseniki) âyettir.
İlk üç âyette, saf tutmuş meleklere, bulutları sevk ve idare eden güce,
zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'ın bir olduğu gerçeği
ortaya konmuştur.
38-SÂD
Kamer sûresinden sonra Mekke'de inmiştir 88 (seksensekiz) âyettir. İsmini
birinci âyette yer alan Sâd harfinden alır.
39-ez-ZÜMER
Mekke'de nâzil olmuştur. 75 (yetmişbeş) âyettir. Yalnız 53 - 55. âyetler
Medine'de inmiştir. Adını, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin
oluşturduğu topluluklar anlamına gelen "zümer" kelimesinden almıştır.
40-el-MÜ'MİN
Aynı zamanda Gâfir adını da taşıyan bu sûre, 85 (seksenbeş) âyettir.
56 ve 57. âyetleri Medine'de inmiştir. Adını, Firavun ailesinden inanan bir
kişinin vasıflarının sayıldığı 28 - 45. âyetlerden alır.
41-FUSSILET
Adını, 3. âyette geçen "fussılet" kelimesinden almıştır.
Secde, Hâ, Mîm ve Mesâbih adları ile de anılan bu sûre, Mekke'de inmiştir.
54 (ellidört) âyettir.
42-eş-ŞÛRÂ
Mekke'de nâzil olan bu sûre 53 (elliüç) âyettir. Yalnız 23 - 26. âyetleri
Medine'de inmiştir. Adını 38. âyette geçen ve müslümanların, işlerini
aralarında danışma ile yapmalarının gereğini bildiren Şurâ kelimesinden
almıştır.