Home Login/ Account Search Contact






»HOME







»DOWNLOADS







»FORUM
User Online: 10
Menü...
.:Es-selam Menü:.
Ana Sayfa
Ziyaretçi Defteri
Bize Ulaşın
Haber Gönder
Haber Arşivi
Hesabınız
Resim Galerisi
Link Ekle
Downloadlar
Linkler
En Çok Okunanlar
İletişim
Tavsiye Edin
.:Alimler:.
Ahmed Hulusi
Geylani
Harun Yahya
Mevlana
Mühyiddin-i Arabi
Nasreddin Hoca
Said-i Nursi
Yunus Emre
.:Modüller:.
Kuran-ı Kerim
Kutub-i Sitte
Fıkıh Ansiklopedisi
İslami Makaleler
Fikra
Hikayeler
Mesnevi Hikayeler
Bitkiler
Ansiklopedi
Hayat Hikayeleri
İslam Ansiklopedisi
Esma-ul Hüsna
Sağlık Sorunları
Osmanlı Padişahları
Tasavvuf Kitapları
Şiir Modülü
Dini Sözlük
Yemek Tarifleri
Namaz Vakti
İslam'dan
.:Kadınlar İçin:.
İslamda Kadın
İtikat Hususları
İbadet Konuları
Genel Konular
Nikah
Hürmet-i Mühasara
Tesettür ve Hicab
Kadın ve Sağlık .:Kuran Mücizeleri:.
Kuran ve Astronomi
Kuran ve Fizik
Kuran ve Yeryüzü
Kuran ve Biyoloji
Kuran ve Gelecek
Kuran ve Matematik
Tesettür ve Hicab
Kadın ve Sağlık ..::Kur'an-ı Kerim::..
Kur'an Meali
Kur'an Tefsiri
Kur'an Bilgisi
Kur'an da Kıyamet
Kur'an Ve Bilim
Kur'an Fihristi
Sureler'in İniş Sebebi
Kur'an Mucizeleri
..::Efendimiz::..
Efendimizin Hayatı
Mübarek İsimleri
Efendimiz Kimdi
Efendimizden Öğütler
Veda Hutbesi
Evlilikleri
Veda Hutbesi
Kütübü Sitte
Kırk Hadis
Tevrat & incilde ..::Mezhepler::..
Hanefi İlmihali
İmamı Azam
İmamı Şafii
İmamı Malik
İmamı Ahmed b.
Kitaplar
..::Online::..
Şeytanın Hileleri
Fıkıh Konuları
Göz Yaşi Dünyasi
Hacc
Dinler Tarihi
Misyoner
O. İmpr. Çöküşü
Alavarlı Efe Hz.
B.Said Nursi
Ömer B Abdulaziz
Çink İşkencesi
Düzceli Memet
Rüya Tabirleri
Osmanlıca Sözlük
Dini Terimler
İsimler Sözlüğü
Mesnevi
Şifalı Bitkiler
Aile-Evlilik-
Ehli Sünnet İtikadı.
Çocuklar İçin
İslam Tarihi
İslam Tarihi(*)
İslam Devletleri
İslam Ve Ahlak
Bebek Bakımı
Reşahat
Astroloji
Pendname
Aziz Çınar V.
Divan-ı Kebir
Diyanetten Ataizm
Diyanetten Deprem
Dini Bilgiler
Hac Rehberi
İslam Din Hürriyet
Dokunma Bacıma
Emanet ve Ehliyet
Ey Oğul
Faydalı Bilgiler
Haramlar
İbadetler Rehberi
İslam Anayasası
İslam Ansiklopedisi
Yönetim Nizamı
Fıkıh Ansiklopedisi
Kadın Erkek
Kıssadan Hisseler
Marifatname
İslam İlmihali
Namaz Kitabı
Nefis Terbiyesi
Ömer Fevzi Külli.
Osmanlı Padişahlar
Peygamberler Tarih
Sahabeler
Tasavvuf
Zulmun Tarihi
Downloadlar
1: Su Olduğunu Düşün...
   [Hits: 5 469 x]
2: Araça Öğreniyorum
   [Hits: 2 761 x]
3: Kuran-ı Kerim Öğretim Programı
   [Hits: 2 509 x]
4: Yaratıcı
   [Hits: 2 490 x]
5: Yetmez ki Aşk....
   [Hits: 2 354 x]
6: 17 Ağustos Depremi Özel Slaytı
   [Hits: 2 243 x]
7: Sahih-i Buhari
   [Hits: 1 731 x]
8: Sessiz Gemi
   [Hits: 1 669 x]
9: Aşk Aramakla Bulunmaz
   [Hits: 1 556 x]
10: Kutubu Sitte
   [Hits: 1 534 x]
İçerikler
.:Konulardan:.
Örnek Yaşamlar
İslami Konular
Tasavvuf
Şanlı İnsanlar
Kıyamet
Batılı Düşünürler
Efendimiz Hanımları
Kutsal Emanetler
Online Kitaplar
Müslüman Olanlar
Akaid
İman
İslami Yazılar
İstibra
Kader Mevzuu
Hanifi İlmihali
Tasavvuf 2
Efendimiz Öğütleri
Bilgisayar
İnternet
Hacker
Başarının Sırları
Hafıza
Uyku, Hızlı Okuma
Deprem İkaz mı?
Tasavvuf 3
İslam Kitap Özetleri
Tarihi Olaylar
Bilim ve T.C. Tarihi
Seyyahlar ve Şairler
İslam Aile Saadeti
Güncel Sorunlar
İslamda Gebelik
Kadın Hakları
Ramazan ve Oruç
Kıyamet
Imam-i Mâlik




Sayfa: 1/2

Imam-i Mâlik Bin Enes Hazretleri



Büyük dedelerinden biri, Medine-i münevvereye göçüp yerleşmişti. Babasi Enes, dedesi Malik ve amcasi Süheyl hazretlerini hepsi; hadis-i şerif rivâyetinde bulunan, bir ilim ve edeb meclisi içindeydiler. Küçük Mâlik böyle, Islâmi ve ilmi bir muhitte yetişti. Önce, Kur'ân-i Kerim'i ezberledi! Sonra annesine, ilim tahsil etmek istedigini söyledi. Annecigi çok sevindi ve ona, en güzel elbiselerini giydirip, sarigini güzelce sardi. Sonra da: ''Haydi yavrum! Şimdi git ve oku, yaz. Önce meşhûr âlim, Râbia bin Abdurrahman hazretlerine git. Ondan, edep ve ilim öğren!'' buyurdu. Öyle yaptı ve Hazreti Râbia'dan, rey'e dayalı fıkıh ilmini ve edeb öğrendi. Daha sonra, Abdurrahman bin Hürmüz hazretlerine devam etti. Bu husûsta, bizzat kendisi demiştir ki: ''Hocam ibn-i Hürmüz'ün derslerine, 13 sene devam ettim. Yanından hiç ayrılmazdım. Ondan öyle ilimler öğrendim ki; bunların bir kısmını kimseye söylemiyorum! Ehl-i Bid'atı red bakımından ve insanların ihtilaf ettikleri şeyler husûsunda, hepsinin en bilgilisiydi!'' İmâm Mâlik ilimi tahsili uğruna, çok fedâkarlıklara katlandı. Bu yolda her şeyini harcamış, hâttâ evini bile satmıştır. Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah'ın azâdlısı Nâfi, İbn-i Şihab ez-Zühri ve Said bin el-Müseyyib (radıyallâhü anhüm) gibi hocalarına; çok saygı ve gayret gösterirdi. Gene kendisi anlatır: ''Öğle vakti; Hazreti Nâfi'nin kapısına gidip, beklerdim. Çünkü, Hazreti Ömer'in ve oğlu Abdullah'ın, bütün ilimlerini biliyordu. Kapıda beklerken, sıcaktan ve güneşten korunacak bir gölge bulamazdım! Nâfi dışarı çıkınca, edeble selâm verirdim. Onu hiç, kırmamağa çalışarak: ''Acaba Abdullah bin Ömer; şu mes'elede nasıl düşünüyordu?'' diye sorardım. O da hemen, suâllerimi cevaplandırırdı. Hocası Ehl-i Beyt'ten Cafer-i Sâdık hazretlerini de şöyle anlatır: ''Hazreti Ca'fer, çok yumuşak ve güleryüzlü idi. Resûlullah Efendimiz anılınca; yüzü sararırdı! Onun meclisine, uzun zaman devam ettim.Her görüşümde ya namaz kılıyordu, ya oruçluydu veya Kur'ân-ı kerim okuyordu! O takvâ sâhibi, âbid ve zâhid âlimlerdendi. Yanına girdiğimde; yaslanmakta olduğu yastığı mutlaka, bana ikrâm ederdi. Abdestsiz olarak hiç hadis-i şerif rivâyet etmezdi!'' Mâliki Mezhebinin Kurucusu Abdullah bin Zübeyr şöyle anlattı: ''Birgün İmâm Mâlik'le birlikte, Mescid-i Nebevi'ye gittik. Biri gelip, selâm verdikten sonra sordu: 'Ebu Abdullah Mâlik, hanginizdir!' Gösterdik! Boynuna sarılıp, alnından öptü ve: ''Rüyâda, Sevgili peygamberimizi, burada gördüm! ''Mâlik'i çağır'' buyurdular. Sen geldin. Titriyordun! ''Rahat ol, Yâ Ebû Abdullah! Otur ve göğsünü aç!'' emrini verdiler. Emri yerine getirdiği zaman, her tarafa güzel kokular yayıldı! dedi. Bu rüyâyı işiten, İmâm-ı Mâlik ağladı ve: ''Rüyânın tâbiri; ilimdir!'' diye yorumladı. İmâm Mâlik herhangi dini bir mese'lede, hüküm çıkarmak için; önce Kur'ân-ı Kerim'e bakardı. Bulamazsa, hâdis-i şeriflere! sonra, ümmetin icma'ına (ittifakına)! sonra da, kıyâs yolunu araştırır idi. Ayrıca o, Medine ehlinin ittifakını da; müstakil bir delil kabul ediyordu! Bu yolla çıkardığı hükümlere; rivâyet yolu veya (Hicâz âlimlerinin yolu) denir. Onun gösterdiği bu içtihâdlarla amel etmeye; Mâliki Mezhebi adı verilir. Gösterilen şekilde ibâdet ve amellerini (işlerini) yapanlara da, Mâliki denir. İslâm dininde inânç ve itikadda ayrılık yoktur! Bütün Müslümanlar, Resûlullah Efendimizin ve Eshâb-ı Kiramın inandığı şekilde, inanmaktadırlar. Bunlara, Ehl-i sünnet ve'l-Cemaat denir. Kısaca, sünni adını alırlar. Müçtehid âlimlerin içtihad etmelerine; Dinin sâhibi izin vermiştir. Kur'ân'da ve hadisde açıkça hükmü bildirilmeyen, bâzı günlük muameleler ve bâzı ibâdetlerinde; böylece Müslümanlara kolaylık sağlanmıştır. Dört hak mezhebin biri de, onun kurduğu Mâliki mezhebidir. Mâlikiler daha ziyâde,Kuzey Afrika'da yayılmıştır.Eskiden, Endülüs (İspanya) ve Hicâz'da da vardı. Bizzat buyurdu ki: ''İlim, çok rivâyet etmek değildir. İlim, bir nûr'dur. Allahü teâlâ bu nûru, mü'min kullarının kalbine koyar!'' Müslümanlar sordular: ''Yâ İmâm! Kendisini medh'edenlere ne demeli?'' ''Bir kimse kendini övmeğe başlarsa; değeri düşer! ''Minâfıkları nasıl anlarız?'' ''Mescide gelen münâfıklar, kafesteki kuşlara benzer. Kafesin kapısı açıldı mı; uçarlar!'' Bir Bayram Günü Bir, Bayram günüydü! Bayram namazını kıldıktan sonra Mâlik bin Enes, hocasını ziyârete gitti. ''Herhâlde bugün, boş vakti olur'' düşüncesiyle; İbn-i Şihab'ın kapısı önüne oturdu! Hocası orada birini farkedince, hizmetçisine: ''Kapıda kim var! Git, bak.'' dedi. O da gidip, baktı ve: ''Kumral yüzlü talebeniz var!'' cevabını verdi. ''Onu derhal, içeri al! buyurdu. Eve girdiği zaman, hocası yanına geldi ve: ''Bayramın mübârek olsun! Herhalde evine gitmeden, buraya geldin!'' deyince, cevâb verdi: ''Evet! Öyle oldu. ''Yemek yemedin, değil mi?'' diye sordu. Cevab vermesini beklemeden, sofranın hazırlanmasını emretti. O zaman Mâlik (Rahmetullâhi aleyh) edeble: Efendim! Yemeğe ihtiyâcım yok.'' diye konuştu. Hocası hayretle sordu: ''Öyleyse söyle bakalım; ne istiyorsun?'' ''Bana, hadis-i şerif öğretmenizi.'' İbn-i Şinab hazretleri ferâhlayarak:''Yazı yazacak; sahifelerini çıkar!'' dedi. Sonra tam 40 tâne; hadis-i şerif rivâyet ederek, yazdırdı. Talebesi ricâ etti: ''Biraz daha, Efendim!'' İbn-i Şihab (Rahmetullâhi aleyh) buyurdu: Şimdilik, bu kadar yeter! Bunları ezberleyip, naklettiğin zaman sen de; 'muhaddis' olursun.'' Ayrıca 300 Tâbiinden, 600'de onların talebeleri olan 900 hocadan; hadis-i şerif öğrendi. Hazreti Ömer'in, HazretiOsman'ın, Hazreti Abdurrahman bin Avf'ın, Abdullah bin Ömer'in, Zeyd bin Sâbit'in (Radıyallâhü anhüm) fetvâlarını öğrendi. Resûlullah Efendimizi görüp, vahyin gelişini bizzat müşahede edenlerin rivâyetlerini dinleyip; bu bilgilerle beslendi. Âkaide dâir bütün ilimleri öğrenip; ''İçtihad'' derecesine yükseldi! Zamanın en büyük, âlimlerinden biri oldu. Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruldu: ''Öyle bir zaman gelir ki! İnsanlar her tarafı ararlar; Medine'deki âlimden daha âlim, kimse bulamazlar! Süfyân, Nâfi, Zührü ittifakla demişlerdir ki: ''Medinedeki âlimden maksad; İmâm Mâlik'tir.''




Sonraki Sayfa (2/2) Sonraki Sayfa


NDeezign.com

Bu Site Tamamen ALLAH Rizasi Amaciyla Yapilmistir...
Sitenin Hiçbir Hakki Sakli Degildir...


Pagerank

wong favoriten bonitrust Reddit linksilo alltagz folkd icio infopirat live lufee oneview seoigg Simpy voteforit webnews Yiggminotadel.icio.us Google Yahoo